EKREM HAKKI AYVERDİ

Âbide şahsiyet, bir büyük uç beyi...

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Ekrem Hakkı Ayverdi

E-posta Yazdır PDF

Yüksek Mühendis Mimar Dr. Ekrem Hakkı AYVERDİ 24 Nisan 1984 günü Hakk'ın rahmetine kavuştu.

Ekrem Hakkı Ayverdi
Dopdolu hayatında mühendis, mimar, inşaatçı, çok başarılı bir restorasyoncu, güzel yazı ve antika koleksiyoncusu, Türk Mîmârî Târihine damgasını vuran çok ciddi bir araştırıcı, mütefekkir ve derviş idi... Aynı zamanda İstanbul Fetih Cemiyeti'nin 30 yıllık reisi, bu cemiyete bağlı Yahya Kemal Enstitüsü ve İstanbul Enstitüsü'nün kurucusu ve azası, son olarak da fikir ve sanat hayatında mühim bir mevkii olan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı'nın bânisi...

Şerecesi babası Piyâde Kaymakam (Miralay) İsmâil Hakkı Bey yoluyla Bolu'lu Ramazanoğulları'na annesi Meliha Hanımefendi tarafından da bugün Budapeşte'deki türbesinde yatan veli Gülbaba'ya dayanır.

İstanbul Şehzâdebaşı'nda Kalenderhâne Mahallesi'nde 1899 Aralık ayının 22'sinde doğdu.

O günlerdeki İstanbul'un Şehzâdebaşı'nın renkli muhiti, İsmâil Hakkı Bey'in selâmlık sohbetleri, imanlı âile ocağı içinde vatan, millet ve devlet sevgisi, haramsız lokma, riyâsız sevgi ta küçük yaşından beri Ekrem Hakkı Bey'i çevreledi. Duyguları aynı zamanda devrin sanat ve ilim muhitleriyle bereketlenip olgunlaştı.

1979 senesinin 3 Mayısında İstanbul Üniversitesi takdire şâyân bir kadirşinaslıkla kendisine "Fahri Edebiyat Doktorluğu" pâyesini tevcih etmiştir. Daha sonra 17 Kasım 1979 da Aydınlar Ocağı da tesis ettiği ilk "Üstün Hizmet Armağanı"nı Ekrem Hakkı Bey'e takdim etmiştir.

Hakiki sahibinin Hakk, kendisine sâdece bir emanetçi olduğunun idraki ile yukarıda da söylediğimiz gibi bütün koleksiyonlarını, bir müzeden farksız olan evini, gelecek nesillerin istifadesine sundu "Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı" adıyla kurulan vakıf, Ekrem Hakkı Ayverdi'nin maddi ve manevi mirasıyla millete ve onun imanına hizmet etmeği en üstün vazife bilmektedir.

Biz burada onun ancak fikri makalelerini neşredebilmekteyiz. Zîrâ ilmi tetkiklerinin bâzıları hemen hemen bir kitab hacmini tutmakta ve içinde birçok teknik ilaveler de bulunmaktadır. İstanbul Fetih Cemiyeti reisi olarak kuvvetli şahsiyeti ile yaptığı tesiri ve üstün hizmetleri teker teker saymak değildir. Aşağıdaki listelerde eserlerini ve yaptığı restorasyon ve inşaat işlerini bulacaksınız. Çoğu Fetih Cemiyeti'nin neşriyatı olan eserleri ile Türk Mîmârî araştırıcılığında bir mekteb meydana getiren bu koca Türk'e Ekrem Hakkı Ayverdi Beyefendi'ye Hak'tan tekrar mağfiretler dileriz. Rûhuna fâtihâlar...

1907 - 1911 târihlerinde Dârû t-Tedris, Hadika-i Meşveret mekteblerinde okudu. Daha sonra Vefa Sultânisi ve Mühendis Mektebi. 1920'de yüksek tahsilini bitiren Ekrem Hakkı Bey bir buçuk sene kadar İstanbul Belediyesi Fen İşlerinde çalıştıktan sonra 1950'lere kadar inşaatçılıkla uğraştı. Bu zaman zarfında müteahhit olarak yoldan köprüye ve hastahâneye kadar çeşitli binâlar yaptıktan başka, onu asıl restorasyon işlerinde görmekteyiz. Edirne, Çorlu, İstanbul, Bursa onun gayret ve himmetinin izlerini taşımaktadır.

Mîmârî eserlerin ihyâsı ile uğraşırken bir yandan da hat, tezhib, işleme, cild, kalemtraş, divit ve Kur'ân-ı Kerim koleksiyonları ile meşgul oldu. Bunların en nâdidelerini topladı, muhâfaza etti.

Onu elli yaşından sonra, hayâtının ikinci safhasında, yâni mîmârî târihi araştırıcılığı içinde görüyoruz. 1953'de neşredilen Fatih devri Mîmârisi ile başlıyan bu büyük hizmet, temposunu artırarak vefâtına kadar fasılasız sürdü.

Denebilir ki - zaman zaman kendisinin de ifâde ettiği gibi - Osmanlı cemiyetinin meydana getirdiği mîmârî âbidelerle yıllar boyu süren derin ve içiçe bir alışverişi olmasaydı, belki de bu derece kesin ve sağlam teşhis ve terkiblere varamazdı. Takribi 30 sene yapının taş ve toprağı ile uğraşmak, ona, eserin mânâsına nüfuz etme kabiliyetini kazandırmıştır.

1953 de yayınlanan Fâtih Devri Mîmârîsi'ni sonradan tekrar ele aldı ve 1959 - 1974 yılları arasında tamamlayarak dört cildlik bir külliyat hâlinde ilim âlemine sundu. Başlangıçtan Fâtih Devri sonuna kadar olan ve 250 senelik bir devreyi kaplayan bu çalışmadan sonra 1975 ile 1983 yılları arasında onun Avrupa'da bulunan Osmanlı Mîmârî eserleri üzerinde çalıştığını görmekteyiz. Ve bunun mahsülü de 4 cilt halinde neşredildi. Makalelerinin sayısı ise takribi 75'i geçmektedir.

Hayat arkadaşı, bütün çalışmalarında maddi ve manevi yardımcısı olan edebiyatçı ve mütefekkire İlhan hanımefendidir. (Kubbealtı tarafından neşredilen Misalli Büyük Türkçe Sözlük adlı kıymeti ölçülemez bir eser hazırlamıştır.)

http://www.mimar.cc/mimar/ekrem-hakki-ayverdi-12.html?aranacak=hakk%C4%B1%20ayverdi